Mao Zedong

//Mao Zedong

Mao Zedong

 

Mao Zedong (26 Aralık 1893-9 Eylül 1976) Çinli, devrimci ve siyasetçi.

Çin Komünist Partisi’nin ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusudur. Aynı zamanda ÇKP Politbüro ve ÇKP Merkez Komitesi başkanı.

Mao Zedong, milyonlarca Çinlinin ölümüne sebep olarak, 20. yüzyılın liderleri arasında kırılması en zor ve en çirkin rekora sahiptir. Çok uzun bir süre bir milyar insanın ne yiyeceğini ne giyeceğini, nasıl düşünüp, nasıl yaşayacağına kadar insanların hayatlarını kontrol altına almıştır.

 


 

Mao, Çin’in Hunan vilayetinde çok kalabalık bir ailede doğdu. Toprak sahibi, zengin bir köylü ailesinin çocuğuydu.

Oldukça dominant karakterli olan babasından kötü muamele gördüğü söylenir. Çok sorunlu bir çocukluk yaşadı. Sekiz yaşında ilk eğitimini almaya başladı. Konfüçyanizmle bu dönemde tanıştı, fakat ilgisiz kaldı ve dünya klasiklerini okumaya yöneldi. Okulla arası hiç iyi değildi ve üç ayrı okul değiştirmişti.

 


 

On üç yaşında okulu bitiren Mao’yu, on dört yaşına geldiğinde babası onu kendisinden dört yaş büyük kuzeni Luo Yigu ile evlendirdi. Bunun sebebi babasının kendi topraklarıyla, kızın ailesinin topraklarını birleştirmek istemesiydi. Luo Yigu iki yıl sonra, 1910 yılının baharında yirmi yaşında dizanteriden öldü. Mao bu evliliği hiç benimsememiş, sık sık evi terk etmiştir.

 


 

Mao, ilkokulu bitirdikten sonra babasının tarlasında çalışmak zorunda kaldı. Daha bu küçük yaşında politik kitaplar okuyor, George Washington ve Napolyon Bonaparte’nin askeri liderliklerinden, hayatlarından etkileniyordu.

 


 

Mao on yedi yaşına geldiğinde öğretmenlik okulunda okuyabilmek için evi terk etti. O dönemde Amerikan eğitimi almış bir Hristiyan olan Sun Yat-Sen, monarşiye karşı bir hareket başlatmış, bir örgüt kurmuştu. Cumhuriyeti savunan Sun Yat-Sen “İnsanların özgürlüğü” (Minli Bao) isimli bir gazete çıkarmıştı.

Mao, o dönemde bu gazeteden oldukça etkilendi ve bu hareketin baş savunucularından biri oldu.

 


 

Sun Yat-Sen’den etkilenen ülkenin güney kısmı da cumhuriyetçilerin kontrolüne geçmişti. Artık Çin Devrimi başlamıştı. Mao Zedong, bu harekete destek vermek için, gönüllü askerler arasında yerini aldı.

 


 

Sun Yat-Sen kendisini destekleyenler tarafından geçici olarak Cumhurbaşkanı ilan edildi. Monarşi yerle bir olmuş, Cumhurbaşkanı daha sonra Yuan Shikai seçilmişti. Devrimden sonra Mao, 1912’de ordudan ayrıldı. Bu dönemde zamanının çoğunu kütüphanede geçiriyor, sosyalizm ve liberalizmle ilgili kitaplar okuyordu.

 


 

1918 yılında öğretmenlikten mezun oldu. Annesini kaybeden Mao, evine gitmek yerine Pekin’e iş aramaya gitti. Sonunda Pekin Üniversitesi’ne kütüphane asistanı olarak kabul edildi. Yine aynı yıllarda Yang Kaihui ile tanışıp, evlendi.

 


 

Rus Devrimi’nden etkilenen Mao’yu, Sovyetlerin de başarısı çok etkilemişti. Böylece 1919’da Çin Komünist Partisi’ne girmiş, komünizme tutkuyla bağlanmış ve kısa sürede parti içerisinde yükselmiştir.

 


 

1923 yılında ülkeyi yönetmeye başlayan SunYat-Sen’in ve komünistlerin politikasına sıcak bakmış, onları desteklemişti. Fakat Mao daha sonraları aradığı soruların cevaplarını Leninizm’de buldu. Çin’de komünist bir rejim oluşturmanın formülünün, köylülerle yakınlaşmak olduğunu düşünmeye başlamıştı. Mao, parti içinde iyice yükseldi ve meclis üyesi oldu. Aynı zamanda partinin Şangay şubesinin de yöneticisiydi.

 


 

Merkez Komite Genel Sekreterliği’ne getirilen Mao, “Dikkat Edilmesi Gereken Altı Unsur” doktrinini ortaya koyarak, halkın gözünde önemli bir yere sahip olmuştu. Mao Zedong’u Çin halkının gözünde yükselten doktrin şu prensipleri kapsamaktaydı;

-Hırsızlık yapma

-Ülkeni sev

-Saygı duy ve saygı gör

-Birlik ol

-Hoşgörülü ve merhametli ol

-Namusundan ödün verme ve şerefin için yaşa

Konfüçyüs ve İhtiyar Ku’dan edindiği öğretilerle bu altı prensibi ortaya koyan Mao, iktidara giden yolda Çin halkı tarafından bir kurtarıcı olarak görülmüştü.

 


 

1925 yılında Sun Yat-Sen ölünce yerine Chiang Kai-Shek geldi. 1927 yılının eylül ayında Mao, Kuomintang’a (Sun Yat-Sen’in kurmuş olduğu, Çin Milliyetçi Partisi) karşı köylülerden komünist bir ordu oluşturdu.

Chiang Kai- Shek 1927’de komünistlere savaş açtı ve pek çok komünisti tutuklatarak öldürttü.

Mao, 1927 bahar ve yaz aylarında Kuomintang’ın ihanetiyle ortaya çıkan kaos ortamından güçlükle kaçtı.

Japonlara karşı teslimiyetçi bir tutum ve politika içerisinde olan Chiang Kai-Shek’i iktidardan indirmek amacıyla, Mao ve yoldaşları silahlı bir ayaklanma organize etti, ancak başarısız oldu. (Güz Hasadı Ayaklanması)

Ayaklanmaya karşı sert tedbirler alan Chiang Kai-Shek, Japonların da yardımıyla isyancılara karşı adeta bir katliam gerçekleştirdi. Mao’nun eşi Yang Kaihui de öldürülenler arasındaydı. Bir arkadaşıyla birlikte Jinggang dağ köyünün yakınlarında bir Kuomintang milisi tarafından yakalanan Mao, bu olayı yıllar sonra şöyle anlatmıştı:

“Kuomintang terörü o sırada en yüksek noktasındaydı ve Kızıl olduğundan kuşkulanılan yüzlerce kişi kurşuna diziliyordu. Milis karargâhına götürülmem emredildi. Orada öldürülecektim. Ne var ki yoldaşımdan birkaç on dolar alarak beni götürenlere rüşvet vermeye çalıştım. Sıradan paralı askerlerdi. Beni öldürmekte özel bir çıkarları yoktu. Beni serbest bırakmayı kabul ettiler.

Fakat sorumlu astsubay bunu yapmalarına izin vermedi. Bunun üzerine kaçmaya karar verdim, ancak askeri karargâha iki yüz metre kalana kadar fırsat bulamadım. Bir noktada fırlayıp tarlaların içinde koşmaya başladım.

Uzun otlarla kaplı yüksek bir yere vardım. Aşağıda bir gölet vardı. Güneş batana kadar orada saklandım. Askerler beni bulmaya çalıştılar, köylüleri de kendilerine yardım etmeye zorladılar. Zaman zaman bana çok yaklaştılar. Bir iki kez elimi uzatsam dokunabileceğim kadar yakınıma geldiler. Fakat her nasılsa beni bulamadılar. Umudumu tamamen kaybettiğim anlar oldu. Kesinlikle yakalanacağımı hissediyordum. Sonunda karanlık çöktü ve aramaktan vazgeçtiler.

Bütün gece yürüyerek dağı aştım. Ayakkabılarım yoktu. Ayaklarım yara bere içinde kaldı. Yolda bir köylüye rastladım. Bana çok iyi davrandı, kalacak yer gösterdi ve bir sonraki bölgeye kadar bana eşlik etti. Yanımdaki yedi dolarla kendime bir çift ayakkabı, bir şemsiye ve yiyecek bir şeyler aldım. Sonunda Tonggu’ya salimen vardığımda, cebimde sadece iki bakır para vardı.”

 


 

Bu başarısız girişimden sonra Mao, Jinggang dağlarına kaçtı. Burada bir gerilla ordusu kurarak, başına geçti. Köylülerden oluşan bu gerilla ordusunu aşırı disiplinle eğitiyor, partinin kurallarına karşı gelenleri idam ettiriyordu.

1927 yılında, Mao artık otuz dört yaşında ve binlerce gerilladan sorumluydu. Çin’in güneyinde kurulan komünist devletin başına Mao getirildi. (Çin Sovyet Cumhuriyeti) Mao’nun ilk icraatı, kendisine karşı olan muhalifleri öldürtmek oldu. Bu arada He Zizhen ile tanıştı ve evlendi.

 


 

1934 yılında 10’dan fazla bölge, Mao’nun komünist rejiminin kontrolü altına girdi. Bu büyüme Çin’in Cumhurbaşkanı Chiang Kai-Shek’i oldukça endişelendirdi. Derhal bir milyon kişiden oluşan hükümet ordusu kurdu. Artık komünistlerin sonunu getirmeye kararlıydı.

Mao bu girişimi haber alınca, geri çekilmeye karar verdi. Bu kaçışı ustaca bir manevrayla lehine çevirdi. İşte “Uzun Yürüyüş” bu noktada gerçekleşti.

 


 

Mao’nun gerilla birlikleri, kendilerinden daha kalabalık ve daha iyi silahlanmış olan hükümet kuvvetleriyle (milliyetçiler) çarpışa çarpışa kuzeybatıya doğru, çok zorlu dağlık arazide on bin kilometrelik yol yürüdü. (Uzun Yürüyüş)

Genellikle geceleri yolculuk eden komünistler, yerlerinin tespit edilmesini zorlaştırmak için farklı kollara ayrılmışlardı.

 

 

UZUN YÜRÜYÜŞ

 

Mao’nun devrimci askerleri yaklaşık yüz bin kişiydi. Mao’nun askerleri; girilen çatışmalar, firar, açlık ve hastalık gibi sebeplerle sadece otuz bin asker yolun sonunu görebildi. Mao’nun küçük yaştaki iki çocuğu ve erkek kardeşi Mao Zetan’da ölenler arasındaydı.

 


 

Uzun Yürüyüş’le 1934-1935 yılları arasında on bin km’lik mesafeyi aşarak, Şaanşi’ye ulaşan komünist birlikler; uzun süren iç savaştan galip gelmişti.

Ancak “Uzun Yürüyüş” nedeniyle tamamına yakını yok olan orduyu yeniden toparlamak kolay olmamıştı.

Mao, bütün orduyu etkisi altına almış olan tükenme atmosferinden bir an önce çıkarabilmek için, tüccarların mallarına ve afyon satışlarına el koyarak, orduyu yeniden yapılandırabilmek için kaynak oluşturma yoluna gitmişti. Bu amaçla tüccarlara “resmi fon arttırma mektubunda” şöyle yazmıştı:

“Kızıl Ordu…tüccarları korumak için her türlü çabayı gösteriyor. Ne var ki şimdiki yiyecek maddesi kıtlığı nedeniyle, bizim adımıza beş bin dolar, yedi bin çift saman sandalet, yedi bin çift çorap ve üç yüz top beyaz kumaş toplama nezaketi göstermenizi rica etmek için size yazıyoruz.

Bu akşam saat sekizden önce bunların sağlanması gerekmektedir…Eğer ricamızı göz ardı ederseniz, bu siz tüccarların gericiler ile iş birliği yapmakta olduğunuzu kanıtlayacaktır…Bu durumda kasabadaki bütün gerici dükkanlarını ateşe vermek zorunda kalacağız…Sonra uyarmadı demeyin!”

 


 

Sayısı büyük ölçüde azalan Mao’nun komünist güçleri geri çekilmişti. Moğolistan’a giren Japon Ordusu, Chiang Kai-Shek’ten Çin birliklerinin geri çekilmesini ve Japonları düşman olarak gören yöneticilerin azlini talep etti.

Büyük bir utanç yaşayan Çin halkının gözünde, Chiang Kai-Shek ve partisi Ç.M.P. büyük bir prestij kaybına uğramıştı.

 


 

2. Dünya Savaşı başlayınca, milliyetçiler ve komünistler arasındaki savaş bir süreliğine rafa kalktı. İki taraf ülkeyi işgal eden Japonya’ya karşı birleşti.

1937-1945 yılları arasındaki Çin-Japon Savaşı’nda, Japonlara karşı direnişi Yan’an’daki üs bölgesinden Mao yönetti. Mao, Kuomintang’la ittifak yapsa da ittifak kuvvetleri arasında zaman zaman çatışmalar da çıktı.

Bu dönemde Mao, He Zizhen’den ayrıldı ve oyuncu Jiang Qing’le evlendi.

 


 

2. Dünya Savaşı’ndan sonra Mao ve Kuomintang arasındaki ittifak sona erdi ve iktidar mücadelesi yeniden başladı. Yeni bir iç savaş başlamıştı.

ABD Chiang Kai-Shek kuvvetlerine destek verirken, Stalin önderliğindeki Sovyetler Birliği de Mao’nun ÇKP’sine yardımda bulunuyordu.

 


 

21 Ocak 1949’da Kuomintang Kuvvetleri, ÇKP kuvvetlerine karşı çok ağır yenilgiler aldı. Chiang Kai-Shek, hanedanlık hazinesi de dahil olmak üzere ülkenin maddi kaynaklarının önemli bir kısmını alarak, iki milyon askeriyle Tayvan’a çekildi ve 1912 yılında kurulmuş olan Çin Cumhuriyeti’nin devam ettiğini ilan etti.

Böylece Tayvan kurulmuş oldu. Bugün Tayvan adasında yaklaşık 23 milyon kişi yaşamaktadır.

Ancak Pekin Hükümeti, Tayvan’ı kendi yönetimi altındaki bir eyalet olarak görmeye ve o topraklar üzerinde hak iddia etmeye devam etmiştir.

Mao Zedong’la başlayan bu süreçte, Tayvan’a farklı statüler verilerek anakaraya bağlama uğraşları sonuçsuz kalmış, Tayvan’ın şu an ki mevcut durumuna kadar halen bir çözüme ulaşılamamıştır.

 


 

2. Dünya Savaşı sırasında işgalci Japonlara karşı Çin’in milliyetçi güçlerini destekleyen ABD; Chiang Kai-Shek’in Tayvan Hükümeti’ni, Çin’in resmî temsilcisi olarak gördü ve desteklemeye devam etti.

Böylece ABD ve Mao’nun Çin’i arasında yıllarca sürecek bir ilişki kopukluğu başladı.

 


 

İç savaşı komünistlerin kazanmasıyla birlikte, 1 Ekim 1949 yılında Mao Zedong Pekin’in Tiananmen Meydanı’nda “Çin Halk Cumhuriyeti” nin kuruluşunu ilan etti.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşu, Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa ülkeleri tarafından hemen tanındı.

Mao’nun en büyük başarısı kuşkusuz; Qing Hanedanlığı’nın yetersiz, pasif yönetimiyle dağılma noktasına gelmiş, iç savaşlardan yorgun düşmüş, yıpranmış bir ülkeyi tek bir bayrak ve rejim altında birleştirmesiydi.

Ülkeyi İngiltere ve Japonya gibi devletlerin sömürgesi olmaktan da kurtarmış, üstelik bunu etrafı düşmanlarıyla kuşatılmışken, küçük bir gerilla ordusu ve çiftçi sınıfıyla başarmıştı.

Yaptığı devrimin ardından bir tarım ülkesi olan Çin’i, dünyanın en sanayileşmiş ülkeleri arasına sokarak, büyük bir nükleer güce dönüştürmüştür.

 


 

Artık Çin’in lideri olan Mao, kapitalizmin etkilerinden korkarak ülkesini dış dünyaya kapattı. Kendi vatandaşlarının ülke dışına çıkmasını yasaklarken, ülkedeki tüm yabancıları sınır dışı etti.

Eğitimsiz köylü nüfusu için yaygın bir okuma-yazma kampanyası başlatıldı. Eğitimde önemli reformlar yapıldı.

Toprak, toprak ağalarından alınarak yoksul köylülere dağıtıldı. 200 milyon köylü toprağa kavuştu. Köylüler, sömürücülerini büyük toplu mahkemelerde mahkûm ederek, mallarına el koyuyorlardı. Bu sırada kuşkusuz içlerinde birikmiş bir nefret de vardı ve bazı yerlerde karışıklıklar da meydana geldi. Çin’in zenginlerinin ve toprak ağalarının birkaç bin yıllık sömürü tarihi geride kalmıştı artık.

Geniş kapsamlı sanayileşme programları uygulanmaya başlandı. Bu dönemde Çin’in yıllık büyümesi, kültürel gelişme hariç yüzde 4-9 arasındadır.

 


 

Maocu Çin’de eşcinsellere karşı kanunlar çok katıydı. Komünistlerin 1949’da iktidara geçmeleri ile eşcinsellik batı kaynaklı bir bela olarak tanımlandı. Ve aynı yıl (1949) Çin’deki gaylar, toplanıp vuruldular. Lezbiyenler ise ülkeden kaçmak zorunda kaldı. Ve Çin’de eşcinselliğin var olmadığı resmi olarak ilan edildi. Devrimden sonraki yıllarda ise eşcinsellik, serserilik yasaları çerçevesinde cezalandırıldı.

2020-06-16T15:44:51+03:0012 Kasım 2018|Kişiler|Mao Zedong için yorumlar kapalı