Büyük Buhran

Büyük Buhran

-İhracatı artırmak ve dış ülkelerle rekabet edebilmek amacıyla yüzde 40 oranında bir devalüasyon yapılmıştır. (Dolara değer kaybettirildi.)

-Üreticilere sübvansiyon verilmiştir. (Sübvansiyon; bir ürüne vb. devletçe yapılan para yardımı)

-Yeni iş imkânları yaratılmıştır.

-İşsizlere tazminat ödenmiştir.

-İşsizliği azaltabilmek için yeni kamu hizmetleri (yol, köprü, baraj gibi) sağlanmıştır.

-Kesimler arasında dengeli bir fiyat politikası uygulanmıştır.

Roosevelt iktidara geldikten sonra ABD tarihinde ilk kez devlet ekonomiye müdahale ediyordu. Devlet üretimi kısıyor, ürün fiyatlarını artırıyor, bir yandan da çalışma saatlerini kısaltıp işsizlere iş imkânı oluşturmaya çalışıyordu. Devlet işsizliği azaltmak için, normalde 50 kişiyle yapılan işe 200 kişi alıyordu.

İlk kez Merkez Bankası’nı kuran hükümet, halkın parasını da (mevduat hesapları) garanti altına almış oldu. Bankacılık sisteminin düzelmesi için yeni düzenlemeler yapıldı.

 


 

2. Dünya Savaşı, Büyük Buhran’a ilaç gibi geldi. Savaşın başlamasıyla Amerikan fabrikaları diğer ülkelerden gelen silâh ve mühimmat taleplerini karşılayamaz oldu. İşsizlik oranı çok hızlı bir şekilde düşüşe geçti, ekonomi şaha kalktı. ABD’nin savaşa girdiği 1941 yılında “Büyük Buhran” sona erdi.

Savaş biter bitmez, Washington’dakiler, Avrupalıların önüne faturayı koydular. Savaş sırasında verdikleri kredilerin miktarı tam 11 milyar 563 milyon dolardı!

Üstelik Avrupalılar sadece savaşa ve silah üretimine odaklandığı için, temel tüketim mallarını üretmek de Amerika’ya kalmıştı.

Böylece savaş sonrası Amerika hem alacaklı hem de üretici olarak savaştan sonraki düzende dünya ekonomisinin patronu olacaktı. (Elbette ekonominin iyi olabilmesi için, savaşların olması ve birilerinin ölmesi şart…)

 


 

“…Ve sonra birdenbire makineler onları söküp attı, yollara döküldüler…Ve göçmenler yollarda akıp gidiyor, açlıkları gözlerinden taşıyor tüm gereksindikleri gözlerinden okunuyor. Ne bir düzenleri ne bir kavgaları var, yalnızca gereksindikleri şeyler ve bir de sayıları var. Bir kişilik iş oldu mu on kişi dövüşüyordu bu iş için…hem de daha düşük bir ücret için dövüşüyorlardı.

O herif otuz sente çalışırsa, ben yirmi beş sente çalışırım. O yirmi beş alırsa, ben yirmiye yaparım. Hayır, ben yaparım, ben açım. On beşe yaparım. Boğaz tokluğuna çalışırım. Çocuklar, ah çocukları bir göreceksiniz. Küçük küçük çıbanlar çıkartıyorlar, koşup oynayacak halleri kalmadı. Dökülen meyvelerden verdim, deli gibi atıldılar. Ben küçük bir parça et için çalışırım.

Şimdi büyük toprak sahipleri şirketler yeni bir yöntem bulmuşlardı. Büyük toprak sahibi bir konserve fabrikası satın alıyordu. Armutlar, şeftaliler olunca meyvenin fiyatını maliyetinin altına indiriyordu. Böylelikle bir konserve fabrikası sahibi olarak kendi kendinden meyveyi düşük fiyata almış oluyor, konservelerin fiyatını ise yüksek tutup büyük kâra geçiyordu.

Konserve fabrikaları olmayan küçük toprak sahipleri topraklarını yitirmeye başladılar; onların topraklarını büyük toprak sahipleri, bankalar, konserve fabrikası olan şirketler kapıyordu. Zamanla çiftlikler azaldı. Bir süre sonra küçük çiftçiler kentlere gittiler, kredilerini yitirdiler, dostlarını, akrabalarını yitirdiler. Ve sonra yollara döküldüler. Yollar işi için çılgına dönmüş, gözünü kan bürümüş insanlarla doldu.”

John Steinbeck, Gazap Üzümleri (1939)

Steinbeck, 1939 yılında yayınladığı “Gazap Üzümleri” adlı eseriyle Pulitzer Ödülü’nü kazanmıştır. Bu romanında yazar; 1930’lu yıllardaki Büyük Buhran dönemini ve insanların dramını çok etkileyici bir şekilde anlatmıştır. Roman 1940 yılında filme çekilmiş, en iyi yönetmen ve en iyi yardımcı kadın oyuncu dallarında iki Oscar Ödülü kazanmıştır.

 

2020-08-25T20:43:36+03:0021 Haziran 2019|Az Bilinenler, Olaylar|Büyük Buhran için yorumlar kapalı