Berlin Duvarı

//Berlin Duvarı

Berlin Duvarı

Mayıs 1945’te Josef Stalin, Winston Churchill ve Harry Truman Potsdam Konferansı’nda bir araya geldiler.

Bu konferansta 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’nın nasıl şekillendirileceği konuşulmuştur. Bir daha Almanya’nın bu kadar güçlenmesine izin verilmeyecekti. Önce Almanya’nın ordusu dağıtıldı. Sonra Naziler temizlendi. Almanya dört ayrı işgal bölgesine ayrıldı. Amerikan, İngiliz, Fransız ve doğuda Sovyet bölgesi.

 


 

Sovyetler Birliği kendi bölgesinde komünizm sistemini hayata geçirirken, müttefikler demokrasi ve piyasa ekonomisi istiyordu.

Ortak işgal politikası suya düşmüştü. Batı ittifakı, yönetim birimlerini birleştirme kararı aldı ve tek bir yönetim haline dönüştü.

Sovyetler Birliği, bu birleşmeyi kabul etmedi ve tepki göstererek, Müttefikler Kontrol Konseyi’nden çekildi.

Her iki taraf ülkeyi bölmek için hazırlıklara başladı. 1949 yılında iki ayrı Alman Devleti kuruldu. Federal Alman Hükümeti ve doğuda Demokratik Alman Hükümeti.

 


 

Demir Perde Almanya’nın tam ortasından geçiyordu. İşgalci güçler 2. Dünya Savaşı sonrası Berlin’de egemenlik kurmuştu. Her ülke bir bölgeyi işgal etmişti. Doğu Berlin Sovyet bölgesindeydi. 1949’da Doğu Almanya’nın başkenti oldu.

Doğu ile batı arasındaki sınırın geçilebilir olduğu; insanların trenle, arabayla, yürüyerek rahatça geçebildiği tek yer Berlin’di.

Berlin’de sınırın açık olması Doğu Almanya için büyük bir zaaftı. Nüfus istikrarlı bir şekilde azalıyordu.

Siyasi yönetimi otoriter olan, ekonomisi sosyalizme dayanan, Doğu Almanya’dan batıya kaçışlar başladı. İnsanlar Doğu Almanya’dan kaçıyordu. Günde yaklaşık 3 bin kişi ayrılıyordu.

1961 yılının Ocak-Ağustos ayları arasında 200 bin kişi Doğu Almanya’yı terk etmişti.

Çoğunlukla işçiler, mühendisler, öğretmenler, doktorlar gibi insanlar gidiyordu. Gençlerin çoğu kaçıyordu.

 

 


 

2 Haziran 1961’de Doğu Berlin İçişleri Bakanlığı Planlama Grubu bir araya geldi. Doğu Almanya çökme noktasına gelmişti. Gizli Planlama Komiteleri haftalardır Berlin’in bölünmesi üzerinde çalışıyorlardı. Yaklaşık 3 milyon kişi Doğu Almanya’yı terk etmişti bile. Üstelik her gün yenileri ekleniyordu.

 


 

Nihai karar Moskova’da alındı. Sovyet lideri Nikita Kruşçev, Berlin bölgesindeki sınırın kapatılmasını emretti.

Son hazırlıklar Ulusal Halk Ordusu’nun, polisin ve Doğu Alman Gizli Teşkilatı üyelerinden oluşturulan gizli bir birim tarafından gerçekleştirilecekti. Plana göre Sovyetler arka planda çalışırken, Doğu Almanlar operasyonu olay mahallinde gerçekleştireceklerdi.

Emniyet müdürü ve güvenlik bölümünün şefi birlikte, Batı Berlin sınırının kapatılacağını söyledikleri bir brifing düzenledi.

Askeri birimler ikinci hatta konuşlandırılacaktı. Sovyet Birlikleri de hazır bekleyecekti.

Plan gizli operasyonun Doğu Almanya’nın dört bir yanından gelen, yaklaşık 20 bin üniformalı personelle, Berlin’in tam ortasından geçirilmesini ön görüyordu.

12 Ağustos’u, 13’üne bağlayan gece, başlama emri verildiğinde operasyonun sonucu belirsizdi. Acaba Doğu Almanlar ve müttefikler ne tepki verecekti?

 


 

Birlikler görev yerine sevk edildi. Her şey aniden ve Berlin’in her yerinde gerçekleşti. Berlin’deki sınırın uzunluğu 43 km’ydi. Ve doğrudan şehir merkezinden geçiyordu. Bu sınırın kuş bile uçmayacak şekilde kapatılması gerekiyordu.

Sabah 01:30’da batı yönüne giden bütün tren ve metro seferleri durduruldu. Doğu ve batı arasındaki sınırı geçen 81 yol, stratejik noktalardaydı.

Sınır stratejistlerinin gözü hem şehir merkezlerindeki hem de çevre bölgelerdeki su yolları ve köprülerin üzerindeydi.

Şehrin geniş kanalizasyon ağını kapatmak için de çalışmalara başlandı. Ancak yeraltı kaçış yollarının engellenmesi için haftalar geçmesi gerekti.

İlk duvar etten örülmüştü, yani askerlerden. Bu duvarın her metresi dikenli tel ve beton dikmelerle değiştirildi.

Berlin halkı şoktaydı, susturulmuş, sindirilmiş ve çaresizdi.

Olayla ilgili haberler tepkilere ve protestolara sebep oldu. Batı Berlin’deki yüzlerce insan sınırda toplandı, karşı tedbirler alınmasını istedi. İnsanlar askerlere hakaretler ediyor, tükürüyorlardı. Ağlayanlar vardı. Sınıra yaklaşan insanlara askerler süngülerini gösterince, korkuyla geri çekiliyorlardı.

 


 

Olayı duyan John F. Kennedy “Pek iyi bir çözüm değil, ama savaştan çok daha iyi olduğu muhakkak.” demişti.

 


 

Doğu Almanya’nın lideri olan Walter Ulbricht durumdan gayet memnundu. Darbenin arkasındaki beyin güvenlikten sorumlu olan Erich Honecker’di. Honecker adeta gövde gösterisi yapmıştı.

 


 

Duvarın inşaatı ancak 17 Ağustos’ta başlayabildi. Nikita Kruşçev “Batı Berlin’i demirden bir halkanın içine alacağız.” demişti.

 


 

Sorunlu bölgelerden biri de Berlin’in Mitte ilçesindeki Bernauer Strasse idi. Burada Berlin bölgesi bir kapının eşiğinden başlıyordu. Kaldırım batı bölgesine, Fransızlara aitti. Doğu Alman askerlerinin kaldırıma ayak basması yasaktı. Batı Berlin polisi ve Fransız birlikler çok dikkatli davranıyordu. Sovyetler, Doğu Alman yönetimine kesin emirler vermişti. Ne olursa olsun, bölgeler arası sorun çıkmasını istemiyorlardı.

 


 

Bernauer Strasse sakinleri kaçmak için son şanslarını kullanıyordu. Sınır kenarındaki binaların pencerelerinden kaçıyorlardı. Sınır stratejistleri harekete geçti. Bernauer Strasse’deki evler, sınır güvenliğini baltalıyordu. İşçi sınıfının savaş birlikleri yani Kampfgruppen, kendi vatandaşlarını tahliye etti.

Bernauer Strasse sakinleri, uzun pazarlıklar ve ağlamalar sonunda çaresizce orayı terk ettiler. Herkes yanına küçük bir çanta ve evrağını almıştı. Nereye gittiklerini bile bilmiyorlardı. Çok korkmuşlardı. Zorunlu tahliye tamamlandıktan sonra, işçiler kapı ve pencereleri örmeye başladı. Batıya giden kaçış yollarının hepsi kapatılıyordu.

Birlikler bütün binaları elden geçirmeye başladı. Dükkânlar, kulüpler hatta Bernauer Strasse’deki kilise sınır takviyelerine dâhil edildi.

 

 

BERNAUER STRASSE

 


 

Sınır zamanla aşılamaz hale geldi. İlk birkaç gün içinde binlerce insan kaçmayı başardı. Oysa askerlerin tüfek ve otomatik silahları boştu. Mühimmat ve palaskaları kapalı ve dolapta asılıydı. O günlerde silah kullanılmasına izin verilmiyordu.

Sınır birliklerinin kaçmaya çalışanlara ateş açmadığı yönünde haberler hızla yayıldı. Fakat bu değişmek üzereydi.

 


 

24 Ağustos’tan itibaren birliklere; kaçaklara seslendikten ve uyarı ateşi yapıldıktan sonra, öldürmek üzere ateş etme emri verildi.

Güvenlik Bakanı Heinz Hofman;

“Sınırlarımıza saygı duymayanlar, kurşunlarımızın tadına bakacaklardır” demişti.

Sınırlarda artık özel eğitimli köpekler de kullanılıyordu.

 


 

Günter Litfin ilk vurularak öldürülen insandı. (24 Ağustos 1961)

24 yaşındaki Günter Litfin bir terziydi. Berlin’in doğusunda oturuyor, fakat batı kısmında çalışıyordu. Şehrin batı tarafında bir ev tutmuştu, işine yakın olan bu eve taşınmaya hazırlanıyordu. Charlottenburg’deki bu evi döşemeye başladı. Berlin Duvarı’nın inşası ile birlikte; yeni bir ev, yeni bir yaşam hayali aniden son buldu.

Günter Litfin, 24 Ağustos günü saat 16.00 civarında kaçış girişimine başladı. Litfin, önce Lehrter Garı’ndaki raylardan kaçmayı denedi. 16.15 sıralarında polisler tarafından fark edildi ve uyarı ateşiyle engellenmek istendi. Bunun üzerine Berlin’in doğu ve batı yakasını ayıran Berlin-Spandau Kanalı’na atlayıp, yüzerek karşıya geçmeye çalıştı. Karşı kıyıya ulaştığı sırada kafasına saplanan tek mermiyle can verdi.

 

 

GÜNTER LİTFİN

 

Batı Alman medyası olayı sert bir şekilde kınarken, Doğu Alman medyası önce hiçbir tepki göstermedi. Ancak daha sonra Doğu Alman medyası Litfin hakkında karalama kampanyası başlattı.

Gazetelerde Litfin’in eşcinsel olduğu, seks işçiliği yaptığı, sabıkalı olduğu uzun uzun anlatılıyordu. Buna karşılık, vurularak öldürülmesi ise eleştirilmiyordu.

Litfin’in öldürüldüğü gün tüm ailesinin evi sıkı bir şekilde arandı ve kardeşi gözaltına alındı. Fakat yardım ettikleri ya da kaçışından haberdar oldukları yönünde hiçbir delil bulunamadı.

Günter Litfin’in kardeşi Jürgen, cenazede levyeyle tabutu açarak, kardeşinin cesedini inceledi. Söylediğine göre, kardeşi ensesine sıkılan tek kurşunla öldürülmüştü.

 


 

Kaçış girişimi sırasında silahla vurularak öldürülen son kişi ise, 6 Şubat 1989’da kaçmaya çalışan 21 yaşındaki Chris Gueffroy’du. (Oysa dokuz ay sonra duvar yıkıldı.)

Arkadaşı Christian Gaudian’la birlikte, gece yarısı karşıya geçmeye çalışan Chris Gueffroy, göğsüne isabet eden on kurşunla can verdi. Arkadaşı Gaudian ise ağır yaralanmış, daha sonra yargılanarak üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

 


 

Duvara yakın olan evlerin camlarından batıya geçmek için atlayan pek çok kişi yaralanmış, bir kişi de hayatını kaybetmişti. (İda Siekmann)

Kaçışların sebebi genel olarak; baskı altından kurtulmak, özgür olmak, batıdaki ekonomik rahatlık ve duvarın ardındaki akrabalara kavuşmaktı.

Kimi gizli bölmeler yapılan arabalarla, kimileri tüneller kazarak kaçtı.

Özgürlük için ev yapımı sıcak hava balonu, el yapımı motorlu uçurtmalarla, hatta valizlerde bile kaçanlar oldu. Çok sıkı kontrole rağmen beş bin kişi Batı Berlin’e kaçmayı başardı.

 

 


 

Berlin Duvarı’nı aşmak isterken ölenlerin sayısının 250 civarında olduğu tahmin ediliyor. Bunların pek çoğunun kaçış sırasında kötü koşullardan dolayı hayatını kaybettiği ya da Doğu Alman askerlerince öldürüldüğü düşünülüyor.

 


 

1963 Haziran ayında John F. Kennedy, Batı Almanya’ya geldi. Yaptığı ziyaretin en önemli bölümü Batı Berlin’deki konuşmasıydı. “Ben bir Berlinliyim.” diye başladığı konuşmasında -Batı Berlin adındaki özgürlük adasında yaşayan halkın arkasında, Amerika’nın desteğinin olduğunu– teyit etti.

 


 

Doğu Almanya ve Sovyetler amacına ulaşmıştı. Batı Berlin’e erişim tamamen kapatılmıştı ve batı bu durumu kabullenmişti.

Sınır stratejistlerinin odağı giderek Doğu-Batı Almanya’yı ayıran sınırın geri kalanına kayıyordu. Çok sayıda insanın bu yolları kullanarak kaçacağına inanıyorlardı.

Dikenli teller, nöbetçiler, uzunluğu 1.400 km’yi bulan sınır için yeterli değildi ve bu kadar uzun bir duvarın inşa edilmesine olanak yoktu.

Sovyetlerin yer mayınlarının bu sorunu çözmesi umut ediliyordu. Firar olaylarının en çok görüldüğü yerlere iki sıra gerçek, bir sıra sahte mayın yerleştirilecekti.

Doğu Almanya mayın tarlalarının varlığını resmi olarak inkâr etti. Oysa iki Doğu Alman askerin yanlışlıkla mayınlara basarak ağır yaralanması en büyük kanıt olmuştu.

Batı Almanya Hükümeti ise mayın kullanımını vahşi ve insanlık dışı olarak ilan etti.

 


 

1965’te yeni bir duvarın inşaatına başlandı. Yeni sınır daha kapsamlı bir altyapıya sahipti. Bir iç duvar, alarmları olan bir çit, metal dikenler, gözetleme kuleleri, arabalar için hendek…

Sınır geceleri aydınlatılıyordu. Firarları önlemek için fazladan nöbetçi tayin edildi.

Nöbetçi ve askerlerdeki psikolojik sorunlar, üzerlerindeki baskı, vicdan azabı bazen problem olabiliyordu. Buna da çözüm bulundu; SM 70 tam otomatik ateşli bir silah.

1970’lerin başında, üzerinde otomatik ateş eden silahlar bulunan yeni bir çit inşa edildi.

Erich Honecker, 70’li yıllarda 60 binden fazla otomatik cihazın sınıra yerleştirilmesini emretti. Bu makineler tetikleyici tellere dokunan şeylere 100’den fazla sivri metal kıymık fırlatıyordu.

 


 

1975 Helsinki Antlaşması sonrası Amerika ve Sovyetler, Soğuk Savaş için ateşkes yapmışlardı. Bu sırada iki Alman Devleti de bir yakınlaşma dönemi içine girdi. Doğu Almanya bu fırsatı diplomatik sahneyi fethetmek için kullandı. Batı Devletleri, Doğu Almanya’da elçilikler açtı.

 


 

Mart 1975’de yeni duvar üzerinde çalışılmaya başlandı. İlk denemeler yapıldı. Denekler 19-25 yaş arasındaydı, hepsi fiziksel olarak çok iyiydi. Yeni bir duvar üzerinde kaçış senaryoları deneniyordu.

Sınır stratejistleri 3 metre 60 cm yüksekliğindeki yeni duvara tırmanmanın imkânsız olduğuna inanıyordu. Ayrıca yeni duvar çok az bakım gerektiriyordu. Üretimi basit olan standart panellerden yapılmıştı.

Beton paneller gri yerine beyaz renge boyanmıştı. Kaçakları parlak ve arka planın üzerindeyken görmek daha kolaydı. Fakat artık pek az insan sınır bölgesine kadar ulaşabiliyordu. Oraya kadar gelebilenlerse sınır muhafızları tarafından tespit ediliyordu.

 

 


 

1983 yılında Batı Almanya’dan alınan finansal yardım karşılığında otomatik silahlar söküldü ve yer mayınları imha edildi.

 


 

Doğu Almanya, ağır bir finansal krizle karşı karşıyaydı. Sıcak para bulunamazsa iflas kaçınılmazdı.

 


 

30’dan fazla Doğu Almanya Sivil Araştırma Enstitüsü, duvar 2000 için yeni modeller geliştirdi. Her yöntem araştırıldı. Kızıl ötesi ve mikrodalga bariyerleri, hareketli mevki belirleme cihazları, titreşim algılayıcılar, hareket algılayıcı tarlalar…

 


 

Kremlin’in yeni yöneticisi Nihail Gorbaçov’un da yeni fikirleri vardı. SSCB şimdi köklü reformlar talep ediyordu. SSCB dış politikasını da değiştiriyordu. Bu Soğuk Savaş için, sonun başlangıcı anlamına geliyordu.

Gorbaçov ılımlı bir politika izliyordu. Ancak duvar, Sovyetlerle, Amerika ve Batı Almanya arasındaki ilişkileri yoluna koyma çabalarının önünde büyük engel oluşturuyordu. Duvarın yıkılması konusunda en büyük baskı Sovyet basınından geliyordu.

 


 

Duvarın inşasından 28 yıl sonra, ekonomik durgunluk ve can çekişen bir ülke… Doğu Almanya.

2020-06-15T13:32:39+03:0030 Ekim 2018|Olaylar|Berlin Duvarı için yorumlar kapalı